Antik çağlarda bir ülkede, halk tarafından tanınmış bir politikacının, bir o kadar ünlü şair dostunun mahkemesinde yaptığı konuşmadan bir kesit. Bir ihtimal, belki de, halk tarafından tanınmış bir şairin, bir o kadar
DENEME II Doğru mu görüyor ruhun aynası gözlerim Yoksa ölüm gerçekten çıkarıyor mu topraktaki aşıkları Bak şurada, sevdiğini tutan delikanlının açık bağrı Düşümde kendimi darı ambarında görüyorum. Tarih belirsiz, 2015-16 – Antalya
İnsan kendine söylemekten korktuğu şeyleri, kendisine, başkaları aracılığıyla söyler. Öznelliğin temeli bencil olmakta yatar. Ve bu bencilliğin, bilinçaltının derinliklerinde saklanma gibi kötü bir huyu vardır. Dip dalgadır, ilk bakışta fark edilmez. Anlaşılması
“Hakikatin korkutucu ayazı öpecek ayaklarını ve karanlıkla aydınlatacak seni. Dar bir geçit, uzunca bir yol, uçsuz bucaksız volkanik kayalar eşlik edecek sana. Sesin bile duyulmayacak kapanınca yarık.” (Başlangıcı belirsiz) … ancak belirli
“Geçici olarak mı geldi yoksa kalıcı personel mi ?” diye sordu limandaki pasaport polisi kadın, biri yaşlı biri genç iki acenteci içeri girip oturduktan sonra. Yaşlı olanı tanıyordu ancak gencin yüzü yabancıydı.
“Yine de yaşam ve yaşamak, her bir mücadeleye göğüs germek güzel.” Günümüz dünyasında her birimiz belirli bir yaşa kadar görünmez bir kubbe altında yaşıyoruz ve tam olarak da işte bu kubbenin, ileride
ZAVALLI -II Rüzgarla dans eden buğdaylar, Ortalarındaki koca ağaç için güzel görünür. Bu ağacın samimiyetine inanan kuşlar ise Çok uzaklardan gelir sırf dostları için Demek bu özgür kuşların kaderiyse 22.12.15 – Antalya
“Her gece kafamın içinde apar topar bir mahkeme kuruluyor. Hakiminden savcısına, davacısından izleyenlere, hatta mübaşir bile bana karşı ön yargılı gibi. Haksız da sayılmazlar üstelik. Karşı tarafın sunduğu iddialar ve onları destekleyen
HAYALLER Bir adım daha yaklaşmışken güneşe Hemen altımda sisin ardında ağaçlar Rüzgar okşarken kapıları açık ruhumu Yarışıyor bir yandan siyah kuşla ta dereye Kadar, bazen katılmak istiyorum geri verip ruhumu 22.12.15 –
Ayın yorgun ışıkları, taş yolda bolca bulunan çukurların içindeki berrak sudan yansıyordu. Kaldırımda belirli aralıklarla bulunan sokak lambalarından birkaçının bozuk olması ve geri kalanlarının titrek bir ışığa sahip olmasında dolayı, iki katlı